Zihnin Bedene Dokunuşu – Hülya Ölçücüoğlu • Sağlık Haberi

İnsan bedeni sadece etten kemikten ibaret değildir. Her hücresinde bir hikâye, her organında bir duygu saklıdır. Ve o hikâyelerin çoğunu yazan şey…

İnsan bedeni, sadece et ve kemikten ibaret değildir. Her hücresinde bir hikaye, her organında bir duygu saklıdır. Ve hikayelerin çoğunu yazan şey düşüncelerimizdir. Sağlıklı düşünmek “polyannacılık oynamak” değildir. Sağlıklı düşünmek; olayları inkar etmeden, ama kendini zehirlemeden değerlendirebilmektir. İşte bu küçük zihinsel beceri, beden için sandığımızdan çok daha büyük bir ilaçtır. Stresin kimyası, sakinliğin ilacıdır. Olumsuz düşünceler, bedende stres hormonlarını tetikler. Kortizol ve adrenalin yükselir. Kalp atışı hızlanır, kaslar gerilir, sindirim yavaşlar, bağışıklık sistemi baskılanır. Yani beden “tehlike var” moduna geçer. Hücreler duygularımızı dinler. Psikonöroimmünoloji alanı, düşünce, duygu, bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi inceler. Araştırmalar, uzun süreli kaygının, öfkenin ve çaresizlik hissinin bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltabileceğini gösteriyor. Bir yarayı düşün. Aynı yara, stres altındaki bir bedende daha geç iyileşir. İç konuşmanın gücü de büyüktür. Kendine nasıl konuştuğun önemlidir. “Ben hep böyleydim zaten” diyen bir zihin, bedeni çaresizliğe programlar. “Bu zor ama atlatabilirim” diyen bir zihin ise bedene dayanma gücü verir. Bu bir sihir değil, bu biyoloji. Sağlıklı düşünmek, gerçekliği inkâr etmeden umutlu kalmayı, kendine şefkatli konuşmayı, hataları kimliğe dönüştürmemeyi ve kontrol edemediğini bırakmayı içerir. Ruhsal sakinlik bedeni onarı. Belki de iyileşmek bazen bir ilaçtan önce bir cümleyle başlar. “Ben değerliyim.” “Bu geçecek.” “Yalnız değilim.” Sağlıklı düşünmek, hayatın fırtınasını durdurmaz. Ama seni köksüz bırakmaz. Kök salmış bir zihin, daha dirençli bir beden demektir. Ve unutma, bedenin seninle savaşmıyor, sadece senin düşüncelerini dinliyor.